Irak Devlet Başkanı Berham Salih’in Temmuz 2019’da gönderdiği daveti kabul eden Papa Francis, Covid 19 salgını dolayısıyla Irak seyahatini ancak 5-8 Mart 2021 tarihleri ​​arasında gerçekleştirebildi.

Ziyaret mekanları, zamanlaması, görüşülen dini şahsiyetler ve Papa’nın verdiği mesajlar ile kullandığı dil üzerinde konuşularak ziyaretin amacı, hedefi ve Irak halkı için ne ifade ettiği sorgulandı.

Biz de bu yazımızda, Papa’nın Apostolik Irak ziyaretini ve muhtemel sonuçlarını değerlendireceğiz.

Vatikan’ın Irak ziyareti planları

Papa Francis’den önceki selefler, Papa John Paul II (1978-2005) ve Papa Benedict XVI (2005-2013)’te Irak’ı ziyaret etmeyi planlamışlardı. Hz. İbrahim’in doğduğu, Hristiyanlığın ilk yayıldığı bu topraklar Vatikan için büyük önem arz ediyordu ve hiçbir Papa henüz buralara bir ziyaret gerçekleştirmemişti. Irak’ın yaşadığı savaş ve iç çatışmalar her iki Papanın da seyahatine mâni oldu.

Assisili Aziz Francis’ten “Papa Francis”e

Arjantin Başpiskoposu Jorge Mario Bergoglio, 2013’te Papa seçildiğinde kendisi için “Papa Francis” ismini tercih ederek Assisili Aziz Francis’in teolojik varisi oldu ve onun söylemini benimsedi.

1181’de İtalya’da doğan Assisili Francis, V. Haçlı Seferi sırasında Haçlı ordusu ile birlikte Mısır’a giden bir Katolik vaiz ve mistikti. 1219’da Dimyat kuşatması devam ederken, kuşatma hattını geçip Selahaddin Eyyubi’nin yeğeni Sultan el-Malik el-Kamil ile görüşmeyi başarmış ve Mısır’da birkaç gün dinini vaaz etme iznini koparmıştı. Francis’in en önemli amaçlarından birisi Müslümanları Hıristiyanlaştırmak, onların imanını kurtararak Tanrının Krallığı’na kabul ettirmekti. Ona göre bu uğurda “şehit” olmak çok büyük şerefti ve ölen Hristiyanı havari konumuna yükseltirdi. Papa Francis’in Irak seyahati sırasında sürekli telaffuz ettiği şehitlik” kavramı buradan ilhamını alıyor ve bir misyonu ifade ediyordu.

Francis, İtalya’ya döndükten sonra “Fransisken Tarikatı”nı kurdu. Misyonunun başarısı için tarikat mensuplarını Müslümanlar arasında barış içinde yaşamaya ve çatışmalardan kaçınmaya teşvik etti. Ölümünden sonraki tarihlerde (1226), Haçlı Krallığı Kudüs’ü kaybettiğinde Hristiyanların çoğu Müslüman topraklardan çekilirken sadece Fransiskenler buralarda kaldı. Kutsal Topraklarda, Katolik Kilisesi adına “Kutsal Toprakların Muhafızları” olarak anıldılar.

 Papa’nın Irak seyahatini bu arka plan dahilinde değerlendirmek sanırım isabetli olacaktır.

Apostolik ziyaretlerin önemi

Papalığın Apostolik ziyaretini sadece Irak’ta yaşayan Hristiyan azınlığın korunması ile sınırlı olarak analiz etmek herhalde eksik bir değerlendirme olur. Zira, Vatikan tarafından organize edilen bu tür seyahatler, büyük bir doktrin ve jeopolitik tasarımın parçası olarak hizmet ederler. Apostolik yolculuklar, papaların Katolik kitleleri harekete geçirerek ve Katolik olmayan bireyleri ve seçkinleri çekerek, ardından sosyal kinetiği hem yurt içinde hem de uluslararası düzeyde politik etkiye dönüştürmek suretiyle kamusal ve klasik diplomasiyi birleştirmek için bir anahtar, araç olarak kullanılır. Bu nedenle papalık gezileri, ülkelerin siyasi dinamikleri ve gerçekleştikleri bölgelerin jeopolitiği üzerinde büyük etkiye sahiptir.

Aynı zamanda, her papalık gezisi, yalnızca ev sahibi ülkeye değil, aynı zamanda tüm insanlığa mesaj gönderme aşaması olarak hizmet eder. Papa ziyaretine ev sahipliği yapmak önemlidir zira, Papa’nın kaldığı süre boyunca ev sahibi ülke, küresel medyada ve siyasi söylemde ilgi odağı haline geldiği için bütün dünya tarafından merak edilir ve izlenir hale gelir. Sonuç olarak, ev sahibi ülkenin siyasi ve dini liderlerine Papa ile görüşerek meşruiyet ve onay elde etme, hatta bazen barıştırıcı bir rol verilerek eşsiz bir fırsat sunulur.

Papa’nın bu ziyarette önceliği, Kilise’nin Irak meselelerinde müdahilliği tanınmış bir aktör olarak kalması için Irak’taki Hristiyan varlığının devam etmesini ve iyileşmesini sağlamak olmuştur. Francis, Irak hükümeti ve dini liderlerle ayrıcalıklı bir siyasi muhataplık ilişkisi kurmuştur. Cizvit papazı Papalık Makamını, kalabalık ve karmaşık Ortadoğu oyununda önemli bir stratejik oyuncu olarak konumlandırmayı hedeflemiştir. ([I])

Papa Francis’in Irak Seyahati

Papanın Irak gezisinin sloganı “Hepiniz kardeşsinizolarak seçildi. Resmi logosunda hem Vatikan hem de Irak bayrağı resimleri ile Dicle ve Fırat nehirlerinin üzerinde uçan bir güvercin resmi yer aldı.

Papa seyahat öncesi yayınladığı mesajda;

“Irak’taki sevgili kardeşlerim, selam olsun! Birkaç gün sonra nihayet aranızda olacağım. Sizinle tanışmayı, yüzlerinizi görmeyi, eski ve olağanüstü medeniyet beşiğülkenizi ziyaret etmeyi özlüyorum. Papa Irak’a gitmeden önce, hacı olarak, pişmanlık duyan bir hacı olarak, yıllarca süren savaş ve terörizmden sonra Rab’den bağışlanma ve uzlaşma dilemeye, Tanrı‘dan kalplerin teselli ve yaraların iyileşmesini istemeye geldim” demişti.

Papa’nın ziyaret öncesi pişmanlık ve Rab’den bağışlanma dileyen sözleri ile neyi kastettiği merak edildi. Herhalde, ABD ve koalisyon ortaklarının Irak’ı mahveden, milyonlarca insanın ölümüne ve yaralanmasına yol açan saldırıları karşısında Vatikan’ın suskunluğundan duyulan bir pişmanlık olmalıydı. “Sahip olduğu kitle imha silahlarıyla bölge ve dünya barışını tehdit ettiği” gerekçesiyle Irak 20 Mart 2003’te ABD ve koalisyon ortaklarınca işgal edilmiş, ancak ülkede kitle imha silahları bulunamamıştı. Irak işgal edilirken ABD Başkanı Geoge Bush, “Bu bir Haçlı Savaşı” sözleriyle savaşa dini bir boyut kazandırmıştı. Bu haksız savaş sonucu Irak halkının yaşadığı öfke ve nefret ister istemez Irak’ta yaşayan Bush’un dindaşlarına da yöneldi. ABD ve koalisyon ortaklarının acımasız saldırıları ve meşhur hapishane işkencelerinin yol açtığı yıkım karşısında sesi çıkmayan, zulme dur demeyen Vatikan’ın özür ve bağışlanma talebi neyi düzeltebilir ki?

Gerek Irak Savaşının yol açtığı istikrarsızlık ve ekonomik zorluklar, gerekse İŞİD saldırıları dolayısıyla 1,3 milyon civarındaki Hristiyan nüfusun büyük bir kısmı ABD ve Avrupa ülkelerine göçtü. Yaklaşık yüzde 80’i Keldani, Süryani veya Ermeni Katolik kiliselerine mensup doğu Hristiyanlarının nüfusu 200 binler civarına düştü.

Papa’nın konuşmalarında “şehitlik” vurgusu

Papa Irak’a giderken uçakta yaptığı açıklamada, “yolculuğa devam etmekten mutluyum”, “Ve bu sembolik gezi bunca yıldır şehit olan bir toprak için bir görevdir” sözleriyle ismini taşıdığı Aziz Francis’in şehitlik inancına gönderme yapmış ve seyahatini bir görev addetmişti. Bu teolojiye göre, aslında öldürülen Hristiyanlar şehit ve havari oldukları için Papa’nın üzülmesi gerekmiyordu. O halde Papa Francis’in görevi, onların Müslümanların yaşadıkları topraklarda kalmasını sağlamak, göçenler için güvenli bir ortam oluşturarak geri dönmelerini temin etmek, onları bu bölgede “dinin muhafızları” olarak muhafaza etmek ve Kilise’ye bunlar üzerinden siyasi müdahale hakkı kazandırmak olmalıdır.

Ziyaret Programı’

Papa’ya ziyaretleri sırasında, 75 gazeteci ile birlikte, Vatikan’dan Dışişleri Bakanı Kardinal Pietro Parolin, Doğu Kiliseleri Cemaati Valisi, Papa Dini Diyalog Konseyi başkanı İspanyol Kardinal Miguel Angel Ayuson eşlik etti.

5 Mart Cuma

Irak Başbakanı Mustafa el-Kâzimî heyeti uçağın merdivenlerinde karşıladı. Cumhurbaşkanı Berham Salih’te Bağdat’ta Papa’yı düzenlenen resmi törenle karşıladı. Törenin ardından Salih ve Papa baş başa görüştü. Papa, görüşmenin ardından burada sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve diplomatlarla da bir araya geldi.

Şiddete ve aşırılığa son verilmesi çağrısında bulundu, Irak’ın giderek azalan Hıristiyan toplumunun tüm haklara, özgürlüklere ve sorumluluklara sahip vatandaşlar olarak daha önemli bir role sahip olması gerektiğini söyledi.

6 Mart Cumartesi

Cumartesi günü Bağdat’tan ayrılan Papa, Necef’te Ayetullah Seyyid Ali el-Husaymi el-Sistani’yi ziyaret etti. Basına kapalı ziyaret 50 dakika sürdü.

Görüşmeden sonra Vatikan’ın yayınladığı bildiride Papa’nın, Irak’ın yakın tarihindeki en şiddetli dönemlerden bazılarında “en zayıf ve en zulüm görenleri savunmak için sesini yükselttiği” için Sistani’ye teşekkür ettiğini söyledi. Açıklamada, Papa’nın dini topluluklar arasında işbirliğinin ve dostluğun önemini vurguladığı, böylece karşılıklı saygı içinde diyalog kurarak Irak’ın, bölgenin ve bölgenin iyiliğine katkıda bulunabilmelerinin önemini vurguladığı belirtildi.

Ayetullah Ali el-Sistani ve Papa Francis

Sistani’nin ofisinden yapılan açıklamada, Sistani’nin Hristiyan vatandaşların tüm Iraklılar gibi barış ve güvenlik içinde ve anayasal haklarıyla birlikte yaşamaları gerektiği konusundaki endişesini teyit ettiği belirtildi.

Bu görüşmeden sonra Papa, Hz. İbrahim’in doğum yeri olan Ur şehrinde dinler arası diyalog toplantısına katıldı. Burada yaptığı konuşmasında, insan kardeşliğini teşvik etmenin önemini vurguladı ve inananları insan kardeşliğinin değerlerini canlandırmaya çağırdı.

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi, Papa ile Ayetullah el-Sistani’nin “tarihi görüşmesi” ve Ur’daki dinler arası buluşma şerefine 6 Mart tarihini Irak’ta “Ulusal Hoşgörü ve Birlikte Yaşama Günü” ilan ettiklerini açıkladı.

7 Mart Pazar

Papa Francis, Erbil’e giderek Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani ile görüştü, görüşmeye IKBY Başbakanı Mesrur Barzani ve diğer yetkililer de katıldı. Ardından Papa helikopterle Musul’a geçti. Burada, kentteki 4 kilisenin bulunduğu meydanda ayin düzenledi.

Papa Musul’un ardından, Kuzey Irak’ta Hristiyan nüfusun en yüksek olduğu Karakuş kentine geçti ve IŞİD tarafından tahrip edildikten sonra onarılan katedrali ziyaret etti. Karakuş’ta, Irak’ın en büyük kilisesi olan El Tahire El Kübra katedralinde Hristiyan cemaatiyle buluşan Papa, burada yaptığı konuşmada Hristiyanlardan kendilerine yapılanları bağışlamalarını istedi.

Papa daha sonra Erbil’deki Franso Hariri Stadyumu’nda yaklaşık 10 bin kişinin katılımıyla bir ayin yönetti.

8 Mart Pazartesi

Papa Francis, dört günlük Irak gezisinin ardından Vatikan’a döndü. 

Seyahatten ne amaçlandı?

Vatikan tarafından düzenlenen Papalık seyahatlerinin bir doktrin ve jeopolitik tasarımın parçası olduğu göz önünde bulundurularak Papa’nın Irak seyahati ile amaçlanan hedefleri şöyle tahmin edilebilir.

Azalan Hıristiyan nüfusu korumaya almak ve daha önce göçmüş bulunanların topraklarına dönüşünü teşvik etmek. Böylece, himayeye alınan Hristiyan nüfus sebebiyle Irak’ın içişlerine müdahil olma hakkını elde etmek.

Irak Hristiyanlarının çoğunluğunu teşkil eden Keldani, Süryani, Ermeni gibi doğu kilisesi mensuplarına sahiplik ve himaye sağlayarak onları Katolikleştirmek ya da Vatikan’a bağlı hale getirmek.

Şiilerle bağları derinleştirmek. Burada iki ihtimalden söz edilebilir. Birinci ihtimal, Velayet-i Fakih Ayetullah Ali Hamaney (Kum havzası) karşısında Irak’ta Sistani’nin (Necef havzası) pozisyonunu güçlendirmek. İkinci ihtimal ise, 50 dakika süren baş başa görüşme sırasında Papa’nın Ali Hamaney ile de bir görüşme yaptığı yolundaki iddiaları dikkate alarak, dolaylı olarak bölgedeki Sünnilere karşı İran ile de bağları güçlendirme ihtimali.

Papa’nın, İran Devrim Muhafızlarının kontrolündeki Haşd-i Şabi unsurlarına randevu vermesi, Hristiyan militanlara tesbihini hediye etmesi, bu örgüte Sünnilere ve Türkiye menfaatlerine karşı destek verme niyetine de işaret edebilir. Nitekim, Papadan tesbihi hediye alan Haşdi Şabi Örgütü’nün Keldanî Katolik kumandanı Reyan el Keldanî “Gelecekteki savaş Mesih’in çocukları ile Yezid’in çocukları arasında olacak” sözlerini sarf etti.

IKBY ile üst düzey diyalog kurarak bölgenin Kürt politikasına müdahil olma. Belki de Vatikan tarafından tasarlanan ya da yönlendirilen tartışma konusu pul ile, Kürt muhayyilesine hitap ederek ayrılıkçılığa destek olunduğu algısı oluşturma.

Türkiye ve İran topraklarını da IKBY sınırları içerisinde gösteren hatıra pul tasarımı

Papalığın Irak yönetimi, Kürt yönetimi ve Şii dini otoriteler ile özel ilişki kurup, üzerlerinde ayrıcalıklı bir konum elde ederek ülkenin ve bölgenin siyasi dinamikleri, jeopolitiği üzerinde etki kuracak stratejik bir oyuncu olmak.

Pandemi sebebiyle bir yıldan fazla bir süredir Roma’da mahsur kalan ve gündemden kaybolan Papa’nın, Müslüman bir ülkeye seyahatini ve burada Hristiyan azınlık hamiliğini organize ederek profilini yükseltmek.

Sonuç

Papa Francis’in Apostolik Irak ziyareti, doğuracağı sonuçları itibariyle uzun dönemde daha çok konuşulacaktır.

Ziyaretin görünen yüzü, Irak’taki Hristiyan azınlığın haklarının korunması ve himaye edilmesi olarak bilinse de, asıl maksadının istikrar kazanmaya çalışan Irak’ın iç ve dış siyasetinde Vatikan’ın etki kazanma, bölge politikalarını yönlendirme niyeti olduğu anlaşılmaktadır. Avrupa Birliği (AB)’nin karar verme ve irade yoksunluğu sebebiyle politika üretememesi sonucu Vatikan stratejik bir aktör olarak öne çıkmış görünmektedir. Belki de, Katolik Joe Biden’ın ABD başkanı olması bölgede ABD-Vatikan arasında bir partnerlik ilişkisini doğuracaktır.

Ziyareti daha önemli kılan, Papalığın Ortadoğu’da Şünni-Şii teopolitiğine bir hamle yapmasıdır. Bu ziyarette nüfusun yaklaşık %25’ini oluşturan Sünni Araplar görmezden gelinmiştir. Irak’ın işgali sırasında işbirliği yapan ancak sonradan birbirine düşen Kürt-Şii Arap ittifakı Vatikan tarafından yeniden canlandırılmak istenmektedir. Burada Batı dünyası ve Vatikan’ı endişelendiren, Irak’ın Arap kimliğinin baskın hale gelmesi ve diğer Sünni Araplar ile işbirliği yapma ihtimalidir.

İpuçları ortaya çıkan Biden dönemi ABD politikası yeniden İran ile yakınlaşmayı öncelemektedir. Bu politika, Türkiye ve diğer Arap devletlerini bir işbirliği/ittifaka yönlendirecektir. Irak’ın Arap yada mezhep kimliğinden hangisini tercih edeceği bütün Ortadoğu’nun jeopolitiğini etkileyecektir. Onun için Irak özenle seçilmiştir.

____________________________________________________

Papa’nın Apostolik Irak Ziyareti ve Sonuçları[I] Bkz. Why Popes visit iraq important? https://atalayar.com/en/content/why-popes-visit-iraq-important

*Bu yazı 12 Mart 2021 tarihinde SDE.org sitesinde yayınlanmıştır.

Kategoriler: Yazılar