Suudi Arabistan’ın eski Petrol Bakanı Ahmed Zaki Yamani, 23 Şubat 2021 günü Londra’da vefat etti. “Bay Petrol” olarak isimlendirilen Zeki Yamani, 1973 yılında uyguladığı petrol ambargosu ile ABD ve Batı ülkelerini dize getiren adam olarak tanındı.

Zeki Yamani, 1930’da Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde doğdu. Babası Hassan Yamani, bir İslâm hukuk alimi ve kadıydı. Kendisi de ciddi bir İslâmi eğitim aldı.

1951’de Kahire Üniversitesinde hukuk alanında lisans eğitimini tamamladıktan sonra, 1955’te New York Üniversitesinden ve 1956’da Harvard Hukuk Fakültesinden iki hukuk yüksek lisans derecesi aldı.

Japonya Üniversitesi (1969), Hindistan’daki Osmania Üniversitesi (1975), Avusturya’daki Leobon Üniversitesi (1979), Arizona’daki Amerikan İşletme Enstitüsü (1979) gibi pek çok üniversiteden kendisine fahri doktorluk unvanı verildi.

Ahmed Zaki Yamani

Cidde’de ilk özel hukuk bürolarından birini kuran Yamani, 1956’dan 1958’e kadar Suudi Maliye Bakanlığı’nın Petrol ve Vergi departmanlarının hukuk danışmanlığını, 1958’den 1960’a kadar Bakanlar Konseyi’nin hukuk müşavirliğini yaptı. 1959’da devlet bakanı ve Bakanlar Konseyi üyesi oldu. Veliaht Prens Faysal’ın desteği ile Mart 1962’de Petrol ve Maden Kaynakları Bakanlığına getirildi. Yamani bu görevi 24 yıl boyunca aralıksız sürdürdü.

Suudi Arabistan’ın kendi petrol endüstrisini işletecek teknik eğitim ve donanıma sahip genç Suudilere ihtiyacı vardı. Yamani bu ihtiyacı karşılamak üzere,1964’te Dahran’da Petrol ve Mineraller Üniversitesi’nin kurulmasına öncülük etti.

Dünyanın en önemli şirketlerinden Arabian American Oil Company’nin (ARAMCO) müdürlüğüne getirildi. ARAMCO, Suudi Arabistan’da 1933 tarihli bir imtiyaz sözleşmesi kapsamında faaliyet gösteren ve dört Amerikan petrol şirketinin ortak olduğu bir şirketti. Ardından, Krallıktaki enerji ve maden kaynaklarının yönetiminden sorumlu General Petroleum and Minerals Organization (PETROMIN) yönetim kurulu başkanı oldu. 1965’te Petrol ve Maden Kaynakları Yüksek Danışma Konseyi’nin başkanlığına getirildi. Güneş teknolojisi ve diğer alternatif enerji kaynaklarının geliştirilmesini teşvik etti. 1966’da Suudi Arabistan Gübre Şirketi’nin (SAFCO) yönetim kurulu başkanı oldu.

Zeki Yamani 1968-1969 yıllarında OPEC’in genel sekreterliğini yürüttü. OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü-Organization of Petroleum Exporting Countries), 14 Eylül 1960’ta Bağdat’ta bir araya gelen Suudi Arabistan, Irak, İran, Kuveyt ve Venezüella tarafından kurulmuştu. Zeki Yamani bu görevi sırasında petrol piyasasında fiyat istikrarı, enerji tasarrufu ve düzenli bir uluslararası petrol piyasası oluşturulması için çalıştı. 1970’li yıllar, OPEC ve üretici ülkelerin petrol piyasası ve endüstrisi üzerinde kontrol sahibi oldukları dönemdi. 

Zeki Yamani, petrol devi ARAMCO’nun millileştirilmesi sürecini yönetti. Suudi hükümeti 1972’de Şirketin hisselerinin % 25’ini satın aldı ve izleyen yıl payını % 60’a çıkardı. 1980 yılında hisselerin tamamının sahibi oldu. Yamani’nin müzakereler sırasındaki sabırlı ancak inatçı kişiliği dikkat çekmişti.

Yamani’nin uluslararası bir aktör haline gelmesi 1973’te uyguladığı petrol ambargosu ile oldu. 6 Ekim 1973 tarihinde Suriye ve Mısır kuvvetleri ile İsrail arasında Yom Kippur Savaşı başladı. Amerika ve diğer Batılı ülkelerin İsrail’in yanında yer alıp desteklemeleri ile savaşı Araplar kaybetti. Bu desteğe tepki gösteren Kral Faysal’ın talimatıyla Zeki Yamani, ABD ve Batılı ülkelere karşı çok etkili bir petrol ambargosu planladı ve uyguladı. Birkaç ayda ham petrolün fiyatı 4 katına (varil başına 3 dolardan 12 dolara) çıktı. 12 Mart 1974’de sona erdirilen ve 4,5 ay devem eden ambargo uygulaması ile Arap petrol varlığını siyasi bir güç unsuruna dönüştürmüştü. O zamanlar OPEC küresel üretimin yaklaşık % 80’ini kontrol ediyordu. (Bugün yaklaşık % 30)

Mart 1975’te Yamani’nin en büyük destekçisi Kral Faysal yeğeni tarafından öldürüldü. Aynı yıl Aralık ayında OPEC’in Viyana genel merkezinde düzenlenen bir konferansta, Çakal Carlos olarak bilinen Venezuelalı Ilich Ramirez Sanchez tarafından Filistin davasına dikkat çekmek üzere 11 OPEC bakanı ile birlikte rehin alındı. İki gün sonra serbest bırakıldı. 

İzleyen yıllarda, OPEC üyelerinin kontrolsüz petrol üretimi dolayısıyla piyasada petrol bolluğu oluştu, petrol fiyatı iyice düştü. 1985’te Suudi petrol üretimi son 20 yılın en düşük seviyesi olan günde iki milyon varil seviyesine inmişti. 1986’da fiyatların çöküşü sırasında Suud Kralı Fahd ile Zeki Yamani’nin arası açıldı. Kral, OPEC’i daha yüksek bir fiyat uygulamaya zorlama talimatlarını görmezden geldiği gerekçesiyle 29 Ekim 1986’da hiçbir açıklama yapmadan onu görevden aldı.

Zeki Yamani,1989’da OPEC petrol bakanları, petrol şirketi liderleri ve hükümetlerin ve tüketicilerin temsilcilerine yönelik bir forum olan Londra’da Küresel Enerji Çalışmaları Merkezi’ni kurdu. 1990’larda, bu düşünce kuruluşunun yöneticisi olarak zamanının çoğunu Londra’da geçirdi ve küresel petrol politikaları konusunda saygın bir yorumcu ve danışman olmaya devam etti. Yamani’nin fosil yakıt bağımlılığı azaltmak için farklı enerji kaynakları geliştirileceğine dair “Taş Devri, taş eksikliği nedeniyle sona ermedi ve Petrol Çağı, dünyanın petrol tükenmesinden çok önce sona erecek” sözü, onun uzak görüşlülüğünün bir ifadesi olarak değerlendirildi.

Zeki Yamani’nin üç evliliğinden olan sekiz çocuğu vardı. Boş zamanlarını Arapça şiir yazmakla geçirdi. Eski Arapça ve İslâmi el yazmalarının korunması ve yayınlanması için bir vakıf kurdu.

91 yaşında vefat eden Yamani, karizmatik, belagatli, alçakgönüllü ve dindar bir Müslüman olarak biliniyordu. [[I]]

Ahmed Zeki Yamani’nin vefatı, 1970’ler ve sonrasında İslâm dünyasında meydana gelen hareketlenmeleri ve işbirliği girişimlerini hatırlamaya vesile olması sebebiyle o dönemi yazmaya çalışalım.

Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdülaziz

Zeki Yamani’nin Batıya diz çöktüren petrol ambargosunun arka planındaki iradenin sahibi Suud Kralı Faysal bin Abdülaziz’di.

1906 yılında Mekke’de doğan Faysal bin Abdülaziz, Suudi Arabistan’ın kurucusu Abdulaziz bin Abdurrahman Al-i Suud’un üçüncü oğluydu. Babası 1953’te ölünce ağabeyi Suud bin Abdülaziz kral oldu. Tahtta oturduğu 11 yıl boyunca, kötü yönetimiyle ülkeyi borç batağına sokan Suud bin Abdülaziz aile meclisinin ve ulemanın ortak kararı ile tahttan indirildi ve 4 Mart 1964’te yerine kardeşi Faysal bin Abdulaziz getirildi.

Suud Kralı Faysal bin Abdülaziz

Ülke içinde kalkınma ve refahı yükseltme yönünde politikalar yürüten Kral, dış politikada “İslâm Birliği” ni esas alıyordu. Bu dönemde Mısır, Suriye, Irak ve Libya’da askeri darbeler ile yönetimi eline geçiren Baasçı yöneticiler “Pan Arabizm” siyasetini güdüyorlardı.

Bu dönemde, bütün müslümanları aynı çatı altında toplayacak bir konferans fikrini ilk defa Nijerya Başbakanı Ahmed Bello, 1965 yılında Mekke’deki Râbıtatü’l-âlemi’l-İslâmî toplantısında ortaya attı ve bu fikri Suudi Arabistan Kralı Faysal ile Fas Kralı II. Hasan da desteklediler. [[[II]]

Suudi Arabistan Kralı Faysal İslâm ülkeleri liderleri ile görüşerek, bizzat ziyaretlerine giderek bir İslâm devlet başkanları zirvesi düzenlenmesi fikrine birçoğunu ikna etti. Kral Faysal bu çerçevede 29 Ağustos 1966’da Ankara’yı da ziyaret etti.

Mescid-i Aksa’nın yakılması ve bir İslâm Konferansı Teşkilatı kurulması fikrinin ortaya çıkması

Arap ülkelerinin (Mısır, Ürdün ve Suriye) 1967 yılında İsrail ile yaptıkları “Altı Gün Savaşlarında” kesin bir mağlubiyete uğraması Arap dünyasında büyük bir travmaya sebep oldu. Kudüs ve üç Arap ülkesinin bazı kısımları İsrail işgaline uğradı.

Savaş sonrası İsrail’in yayılmacılığına tepki gösteren Arap ülkeleri; Cezayir, Bahreyn, Irak, Kuveyt, Libya, Suudi Arabistan, Suriye, Tunus, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Katar (O tarihte dünya petrol rezervlerinin yüzde 60’ına sahiptiler) 9 Ocak 1968’de Beyrut’ta bir araya gelerek Petrol İhraç Eden Arap ülkeleri OAPEC’i (Organization of Arab Petroleum Exporting Countries) kurdular. Arapların ekonomik yaptırım gücünü göstermek üzere böyle bir yapının kurulmasına Kral Faysal öncülük etti.

21 Ağustos 1969 tarihine gelindiğinde, İsrail’in zaferinin verdiği şımarıklıkla, bir Yahudi işgal altında bulunan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’yı yakmaya kalkıştı. Bu teşebbüs bütün İslâm dünyasında infiale sebep oldu. Kral Faysal, 21 Ağustos 1969’da tüm Müslümanlara ‘Cihad’ çağrısında bulunduğu şu tarihi konuşmayı yaptı:

“Kardeşlerim! Neden bekliyoruz? Dünyanın vicdana gelmesini mi bekliyoruz? Nerededir ki dünyanın vicdanı? Mukaddes Kudüs’ü Şerif sizi çağırıyor. Kendisini kurtarmanızı bekliyor. Neden korkuyoruz? Ölümden mi korkuyoruz? Allah yolunda cihad ederek ölmekten şerefli ve daha faziletli ölüm var mı? Ey kardeşlerim, bizim istediğimiz İslâm Milliyeti ve İslâmi uyanıştır. Milliyetçilik, ırkçılık veya bloklaşma değildir arzumuz. Çağrımız İslâmi çağrıdır. Allah yolunda cihad etmeyedir çağrımız.

Dinimiz, inancımız, mukaddesatımız ve harimi İslâm içindir çağrımız. Ne zaman ki hatırlasam Harem-i Şerifimiz (Kudüs) ve mukaddesatımız işgal ve tecavüz altındadır ve aşağılanmaktadır ve orada günahla Allah’a isyan ve ahlaki çöküntüler sergilenmektedir; işte o zaman Allah’a halisâne yalvarıyorum: Eğer bana cihad etmek ve mukaddes topraklarımızı kurtarmak nasip olmayacaksa, beni bu dünyada bir an bile yaşatma.”

Arap ve İslâm dünyasında Filistin meselesinin diplomasi ile çözüleceğine dair inanç yok olmuştu. Filistin meselesinin çözümü ve Kudüs’ün işgalden kurtuluşu için İslâm dünyasının bir araya gelip ortak hareket etmesi gerektiği görüşü yaygınlaştı.

25 Ağustos 1969’da Kahire’de bir araya gelen on dört Arap ülkesinin Dışişleri bakanları, Asya ve Afrika’da bulunan İslâm ülkeleri liderlerinin katılacakları bir İslâm zirvesinin en kısa zamanda toplanmasını kararlaştırdılar. 22-25 Eylül 1969’da Fas’ın başkenti Rabat’ta İslâm Ülkeleri Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi toplandı. Toplantıya Afganistan, Cezayir, Çad, Endonezya, Fas, Filistin, Gine, İran, Küveyt, Libya, Lübnan, Malezya, Mali, Mısır, Moritanya, Nijer, Pakistan, Senegal, Somali, Sudan, Suudi Arabistan, Tunus, Türkiye, Ürdün ve Yemen katıldı. Zirvede Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’in başkanlığında bir heyet Türkiye’yi temsil etti.

Rabat Zirvesi’nde alınan karar doğrultusunda 23-25 Mart 1970 günlerinde Cidde’de toplanan Dışişleri bakanları, İslâm ülkeleri arasında irtiBatı sağlayıp faaliyetleri koordine edecek ve Kudüs kurtarılıncaya kadar merkezi Cidde’de bulunacak dâimî bir sekreteryanın kurulmasına karar verdiler

Yom Kippur Savaşı ve petrol ambargosu

1967 Savaşında ABD ve Batı ülkelerinin İsrail’i desteklemeleri Arap dünyasında kızgınlığa sebep olmuştu. 6 Ekim 1973 tarihinde topraklarını işgalden kurtarmak isteyen Suriye-Mısır kuvvetleri ile İsrail arasında çıkan ve Yom Kippur Savaşı olarak bilinen savaşta da ABD ve Batı ülkelerinin İsrail’e destek vermeleri ile savaşı Arap cephesi yine kaybetti.

Bu savaşın ardından Kral Faysal’ın önderliğindeki Arap ülkeleri Batı ülkelerine petrol ambargosu başlattılar. Bu ambargo uluslararası çapta büyük bir enerji krizine yol açtı. Suudi Arabistan Petrol Bakanı Zeki Yamani’nin planlayıp uyguladığı bu ambargo neticesinde petrol fiyatları 4 katına çıktı.

Kral Faysal, 25 Mart 1975 tarihinde ABD’den yeni gelen (kardeşi Musa’id’in oğlu) yeğeni Faysal bin Musa’id’i tarafından öldürüldü. Yerine kardeşi Halid bin Abdülaziz geçti. Cinayetin arkasında kim olduğu aydınlatılamadan kapatıldı, ancak bu suikastten sonra, Suud Hanedanında hep uluslararası düzenin dışına çıkıldığında cezalandırılacakları korkusu hâkim oldu. Tıpkı Türkiye’de Adnan Menderes’in idamını sonraki siyasilerin unutamadıkları gibi..

Kral Faysal’ın petrolü Arapların siyasi bir gücü haline getirme, Batıya karşı bağımsızlık ve İslâm birliği politikaları uygulamaları yeni dönemde icraattan kaldırıldı. [[III]]

“Yeşil Kuşak”tan “İslami Terörizm”e giden yol

Müslüman dünyanın tek devleti olan Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda mağlup olması ve 1918 yılından itibaren yıkılıp parçalanmasından sonra, bünyesinden onlarca Müslüman devlet çıkarılmıştı. Bu devletlerin her birisi başta İngiltere, Fransa olmak üzere Avrupa devletlerinin mandasına (sömürge yönetimine) verildi.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sömürgeci Batılı devletlerin gücünü kaybetmesi ve bağımsızlık dalgasının halkları etkilemesiyle, özellikle 1946–56 arası yılları arasında pek çok Müslüman ülke savaşarak bağımsızlığını elde etti.

Sömürgecilikten bağımsızlığına kavuşan İslâm ülkeleri arasında, bir araya gelme ve İslâm ülkeleri arasında kurumsal bir işbirliği geliştirme yönünde kuvvetli bir irade ortaya çıktı. 1947’de İsrail’in kurulması, Batılı ülkelerin İsrail Devleti’nin yanında yer alması, 1967 Altı Gün Savaşı’nda Arap ülkelerinin yenilgiye uğraması ve İsrail’e karşı toprak kayıpları, içinde Mescid-i Aksâ’nın bulunduğu Kudüs’ün işgal edilmesi bu işbirliği/ittifak ihtiyacını daha da güçlendirdi. Kral Faysal’ın öncülüğünde İslâm Konferansı Örgütü (2011 yılından itibaren adı İslâm İşbirliği Teşkilatı olarak değiştirilmiştir)’nün kurulmasına giden süreç başladı. 1973’teki petrol ambargosu ile eski sömürgeler patronlarına diz çöktürdüler.

Ancak 1975’te Suud Kralı Faysal’ın öldürülmesi, sürecin iç dinamiklerini kesintiye uğrattı. ABD ve müttefikleri, İslâm dünyasının köklerinden yeniden yeşerme heyecanını, “Yeşil Kuşak” stratejisi ile SSCB ve komünizmi çökertmek için kullandılar. Afganistan’ın işgaline karşı SSCB’ye karşı savaşan Müslümanlar “mücâhid” olarak alkışlandı ve “cihad” inancı övgüye mazhar oldu. 1991’de SSCB’nin yıkılmasından sonra İslâm dünyasına ihtiyacı kalmayan ABD ve müttefikleri bu defa düşman olarak İslâm’ın kendisini hedefe koydular. 1990 yılında İskoçya’daki NATO toplantısında. İngiliz başbakanı Margaret Thatcher “Yeni Düşmanımız İslâmdır” açıklaması ile Batı dünyasının yeni düşmanını tanımladı. “Mücahitler” artık “terörist” olarak yaftalandılar.

ABD’deki 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra bütün bir İslâm dünyası ABD ve koalisyon ortaklarının saldırı ve işgaline maruz kaldı.

Üzerinden geçen son 20 yılda çok şeyler yaşandı.

____________________________________________

[[I]] Bakınız, Ahmad Zaki Yamani, https://biography.yourdictionary.com/ahmed-zaki-yamani

[[II]] “İslâm Konferansı Teşkilâtı” maddesihttps://İslâmansiklopedisi.org.tr/İslâm-konferansi-teskilati

[[III]] Bakınız; “Ortadoğu notları (6): Aykırı bir Suudi Kralı; Faysal Bin Abdülaziz”, Altan Tan, https://www.indyturk.com/node/122291/t%C3%BCrkiyeden-sesler/ortado%C4%9Fu-notlar%C4%B1-6-ayk%C4%B1r%C4%B1-bir-suudi-kral%C4%B1-faysal-bin-abd%C3%BClaziz

*Bu yazı 3 Mart 2021 tarihinde SDE.org sitesinde yayınlanmıştır.

Kategoriler: Yazılar