Okuma Süresi: 6 dakika

26 Temmuz 2023’te Nijer’de, Cumhurbaşkanlığı Muhafızları, Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum’u ülkenin kaynaklarını kötü yönetmek ve güvenlik durumunun kötüleşmesine izin vermekle suçlayarak ev hapsine aldı ve yerine, Cumhurbaşkanlığı Muhafızları Komutanı General Omar Tchiani liderliğinde kendisini Vatanı Koruma Ulusal Konseyi (CNSP) olarak adlandıran bir askeri yönetim geldi. Başkent Niamey sokaklarında kalabalık kitleler CNSP’ye destek gösterileri yaptı. Bu askeri darbe, 1960 yılında Fransa’dan bağımsızlığını kazandığının ilanından bu yana Nijer’de gerçekleşen beşinci askeri darbeydi.

Askeri yönetimi neredeyse bütün devletler kınarken Nijer’de askeri üsleri bulunan iki batılı müttefik ülkenin açıklamalarındaki ton farklılığı dikkatleri çekti. Fransa, darbeyi şiddetle reddedip devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum’un görevine iadesini, bunun için gerekirse Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS)’nun Nijer’e askeri olarak müdahalesini savunurken ABD daha itidalli bir dil kullanmayı tercih etti. ECOWAS’ın Nijer’e yönelik olası müdahalesine karşı çıktı ve krizin barışçıl bir çözüme kavuşturulmasını isteyen açıklamalar yaptı.

Bu pozisyon alışlar; Fransa’nın Afrika’daki gücünü tamamen kaybetmemek için kuyruğu dik tutmaya çalışacağına, ABD’nin ise Afrika’daki gelişmelerin önüne geçemeyeceğini anladığını ve stratejik önemi büyük bu bölgeden dışlanmamak için uzlaşmacı bir politika izleyeceğine işaret ediyor.

Nijer, 1.267.000 km2 karelik yüzölçümü ile Batı Afrika’nın en büyük ülkesi ve 26 milyonu aşan dinamik bir nüfusa sahip. Ülkenin dünya uranyum üretiminin %7’sini sağlıyor olması kendisini stratejik bakımdan oldukça değerli kılıyor. AB’ye sağlanan doğal uranyumun ikinci büyük tedarikçisi olan ülke Fransa’nın uranyum ihtiyacının yaklaşık %15’ini karşılıyor. Petrol, kömür ve altın ülkenin önemli kaynakları arasında.

Bölgede son başarılı askeri darbeler teşvik edici oldu

Nijer’deki darbeden önce bölgede Mali(18 Ağustos 2020), Gine (5 Eylül 2021) ve Burkina Faso (23 Ocak 2022)’da peş peşe askeri darbelerle yönetim değişikliği yapılmıştı. Her üçü de Fransa muhalifi olan Albay Assimi Goita Mali’de, Albay Mamady Doumbouya Gine’de, Yüzbaşı Ibrahim Traore Burkina Faso’da devlet başkanı oldular.

Öte yandan Çad Cumhurbaşkanı İdris Déby’nin 20 Nisan 2021’de ayrılıkçılar tarafından öldürülmesi, 2014 yılında kurulan ve Fransızların Afrika sınırlarını koruma projesi olan “G5 Sahel” için ağır bir darbe oldu. Çad, bu koalisyonda öncü bir askeri rol oynuyordu ve Déby koalisyonun daimi başkanıydı. Askerlerin desteğiyle babasının yerine geçen Mahamat Déby Fransız yönetimine mesafeli durmayı tercih ederken askeri yönetimlerle yakın ilişkiler kurdu.

Bölgede daha önce gerçekleşen darbe ve isyan hareketleri

Bağımsızlıklarını kazandıklarından bu yana Batı Afrika ve Sahel kuşağındaki devletlerde darbeler ve iç isyanlar hiç eksik olmadı.

Atlas Okyanusu’ndan Kızıldeniz’e kadar olan hatta Gine Bissau (8), Sierra Leone (5), Gine (4), Fildişi Sahili (4), Togo (5), Burkina Faso (4), Mali (6), Nijer (5), Çad (4), Sudan (5)’da sık sık darbeler yaşandı. Bölgede bu kadar çok darbenin olması, bağımsızlık sonrası kurulan devletlerde halk ile yönetici sınıf arasında uyumsuzluk bulunduğunu göstermektedir.

Daha önceki darbe ve darbe teşebbüsleri bir şekilde eski sömürgecileri Fransa ve İngiltere tarafından savuşturulmuş ve bu devletler kendilerine yakın siyasi çizgidekileri iktidarda tutmayı başarmışlardı. Ne var ki, son Mali, Gine ve Burkina-Faso darbelerini önleyememesi diğer Afrika ülkelerindeki antiemperyalist askerleri cesaretlendirdi. Nijer darbesinin dumanı tüterken bu defa 5 hafta sonra Gabon Devlet Başkanı Ali Bongo bir askeri darbeyle devrildi ve ev hapsine alındı. Darbeci General Brice Oligui Nguema geçici devlet başkanı oldu.

Bölgedeki ülkelerde demokrasi ve seçim, eski sömürgecilerinin desteğini alan belli ailelerin iktidarını sürdürmesi için araç olarak kurgulanmış durumda. Mali, Gine, Burkina Faso, Nijer ve Gabon’daki askeri darbelere halkın açıktan verdiği destek “demokrasiye darbe” söyleminin havada kaldığını ve karşılık bulmadığını gösteriyor.

ECOWAS Nijer’e askeri müdahalede bulunabilir mi?

Halen 15 ülkenin üyesi bulunduğu (Benin, Burkina Faso, Cabo Verde, Fildişi Sahili, Gambiya, Gana, Gine, Gine-Bissau, Liberya, Mali, Nijer, Nijerya, Senegal, Sierra Leone ve Togo) Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Birliği ECOWAS, 28 Mayıs 1975’te Lagos Anlaşması ile bölgesel ve ekonomik iş birliği temelli bir örgüt olarak kuruldu. ECOWAS’ın amacı siyasi sınırların kalktığı, üye devletler arasında vatandaşların ve malların serbestçe dolaştığı, halklarının ekonomik kaynaklara serbestçe ulaşabileceği şartları sağlamaktır.

ECOWAS, bahis konusu ekonomik hedeflerin yanı sıra, bölgedeki çatışmaları önlemek için bir barışı koruma gücü geliştirerek güvenlik sorunlarını da çözmeye çalışmaktadır. Bu fonksiyonunu ya ilgili ülkeye yaptırım uygulamak ya da askeri müdahalede bulunmak suretiyle gerçekleştirmektedir.ECOWAS’ın şimdiye kadar barış misyonu ile müdahale ettiği çatışmalar detayına girmeden şöyle sıralanabilir:

-Liberya iç savaşına müdahale (1990)
-Sierra Leone iç savaşına müdahale (1998)
-Gine Bissau askeri darbesine müdahale (1998)
-Liberya iç savaşına müdahale (2003)
-Fildişi Sahili’nde isyana karşı müdahale (2003)
-Gine Bissau askeri darbesine müdahale (2012)
-Mali’de isyana karşı müdahale (2013)
-Gambiya’da seçim için müdahale (2017)

Hazır kuvveti bulunmayan ECOWAS’ın yaklaşık 2 bin 750 kişilik “görev kuvveti” ve 3 bin 750 kişilik “ana kuvveti” kriz zamanlarında üye ülkelerin gönderdiği askerlerden oluşuyor. ECOWAS kuvvetlerinin herhangi bir ülkeye müdahalede bulunabilmesi için ortak karar alması ya da Afrika Birliğince görevlendirilmesi gerekiyor.

Konuya tekrar dönecek olursak; Nijer’de seçilmiş cumhurbaşkanı rehin alınıp yerine askeri bir yönetim ilan edilince, 11 ECOWAS ülkesi Nijer’e tüm hava ve kara sınırlarını kapattı ve bu ülkenin Batı Afrika Devletleri Merkez Bankası’ndaki varlıklarını dondurdu. Mali, Burkina Faso ve Gine’ye ilaveten Nijer’in üyeliğini de askıya aldı.

Daha önce Mali, Gine, Sudan, Burkina Faso’nun üyeliğini askıya alan Afrika Birliği de askerlerin yönetime el koymasından sonra Nijer ve Gabon’un üyeliğini askıya aldı.

10 Ağustos’ta Nijerya’nın başkenti Abuja’da Nijer’deki darbe gündemiyle düzenlenen, 11 ülke liderlerinin katıldığı ECOWAS Zirvesi’nde, Nijer’de “anayasal düzenin tesisi için” üye ülkelerin savunma bakanlarına, “en kısa süre içerisinde” ihtiyat kuvvetlerini hazır hale getirme ve konuşlandırma talimatı verildi. Üye ülke Genelkurmay Başkanları da Gana’nın başkentinde bir araya gelerek olası operasyonu değerlendirdiler. Netice olarak ECOWAS, fiilen iki bloka ayrılmış duruma geldi.

Toplantılara ECOWAS üyesi Mali, Gine, Burkina Faso katılmadıkları gibi ECOWAS’ın askeri müdahalesine karşı Nijer’i destekleyeceklerini açıkladılar. Libya ve Çad da Nijer’e askeri destek verecekleri açıklamasında bulundu. Cezayir, Fransa’nın Nijer’e müdahalesi için hava sahasını açma önerisini reddetti ve Nijer’e yönelik dış askeri müdahaleye karşı çıkarak anayasal düzenin yeniden tesis edilmesinin diplomasi yoluyla sağlanmasını istedi.

Öte yandan Nijerya Senatosu, Nijerya Devlet Başkanı ve ECOWAS Başkanı olan Tinubu’nun Nijer’e asker gönderme talebini kabul etmedi, siyasi sorunların askeri müdahale ile değil, siyasi yollarla çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Etkisini yitiren ECOWAS

Gelinen noktada; bölge ülkelerinin bir kısmının askeri yönetime destek açıklamalarının yanı sıra Nijer’in başkenti Niamey sokaklarında halkın askeri yönetime destek gösterileri de ECOWAS’ı “en kısa süre içerisinde” Nijer’de asker konuşlandırma fikrinden caydırmış gözüküyor.

Öteden beri, ECOWAS üyesi ülkeler arasında bağımsızlık dönemi öncesi mensubiyetlerinden kaynaklanan politika farklılıkları görülüyordu. Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahilleri, Gine, Mali, Nijer, Senegal, Togo Fransız; Cabo Verde ve Gine-Bissau Portekiz; Gambiya, Gana, Nijerya ve Sierre Leone ise İngiliz sömürgeleriydi. Fransızca, Portekizce ve İngilizce, bağımsızlığını kazanan eski sömürgelerin resmi dilleriydi aynı zamanda.

Üye ülkelerde dil farklılığı, eski sömürgecilerin çıkarları, politika farklılıkları ECOWAS üyesi ülkeler arasında anlaşmazlığa ve zaman zaman sıkıntılara sebebiyet veriyor. Üye devletlerin yöneticileri çoğunlukla sömürgecilerin onay verdiği siyasi kişilikler olduğundan, kararlarında arkadaki gücün çıkarlarını öncelemeleri sebebiyle örgüt içinde Anglofon, Frankofon ve Portekiz nüfuz çekişmesi görülüyor.

Diğer taraftan, 400 milyonluk nüfusu ve 1 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğü temsil eden örgüt içinde, eski İngiliz sömürgesi Nijerya, 213 milyonluk nüfusu ve 500 milyar doları aşan milli geliri ile her bakımdan örgütün kararlarını tek başına etkileyebiliyor.

Askeri yönetimler sebebiyle ECOWAS içerisinde yaşanan bloklaşma, örgütün oy birliği ile karar alma mekanizmasını yok etmiş durumda. ECOWAS’ın mevcut haliyle devam etmesi ve 1960 sonrasında oluşturulan eski sömürgecilerin bölgedeki çıkarlarını devam ettirmeye dayalı statükoyu/düzeni devam ettirmesi pek mümkün görünmüyor.

Fransa’nın ekonomik çıkarlarını korumak için elinde askeri müdahale dışında kalan son araç, sekiz ECOWAS ülkesinde kullanılan CFA frangını korumak, ECO para birimi adı altında bölgesel parasal entegrasyon sürecini kendi lehine çevirmeye çalışmak.

SONUÇ

Her ne kadar Batı ülkelerinin hoşuna gitmese de seçilmiş hükümetlere karşı yapılan askeri darbelerin ve kurulan askeri yönetimlerin halk desteğine sahip oldukları görülüyor. Batılı ülkelerin “demokrasiye darbe” yapıldığı söylemleri halklar nezdinde fazla karşılık bulmuyor. Askeri darbeleri, Ukrayna ve NATO ile savaşa tutuşmuş Rusya’nın Wagner askeri şirketi eliyle yaptığı operasyonlar olarak açıklamak da çok gerçekçi değil.

Halklarda ve askerler arasında Afrikalılık bilinci yükselirken yüzyıllardır sömürülen kaynaklarına artık kendilerinin sahip olacağı umudu, vatanı sömürgecilerden ve iş birlikçilerinden kurtardığı iddiasındaki askeri yönetimleri meşrulaştırıyor.

Nijer’deki darbeyle birlikte, batıda Gine’den doğuda Sudan’a kadar uzanan Afrika toprakları artık askeri yönetimlerin kontrolüne girmiş durumda. Nijer’deki darbeye karşı harekete geçirilen ECOWAS’ın askeri müdahale tehdidine rağmen hala askeri kuvvet oluşturamaması, örgüt içindeki parçalanma ve askeri yönetimlerin ECOWAS askeri müdahalesine karşı Nijer’e askeri destek açıklamaları, diğer ülkelerdeki ordu birliklerini de iktidarı ele geçirmek üzere cesaretlendirebilir.

Bir yandan Atlantik Okyanusu’ndan Kızıldeniz’e kadar uzanan coğrafyanın birbirleriyle dayanışma halindeki askerler eliyle birleştirilmesi diğer yandan bölge ülkelerinin Cezayir üzerinden Akdeniz’e açılmasına dair beklentiler Afrika halkını heyecanlandırıyor. Önlenemeyen ve geri adım attırılamayan askeri darbelerin diğer ülkelere de rol modeli oluşturduğu gözleniyor. Nitekim, Gabon’daki darbeden hemen sonra Kamerun ve Ruanda hükümetleri Ağustos ayı sonunda, ordularının komuta kademesini darbe yapma ihtimallerine karşı görevden aldılar.

Kaynak: https://carnegieendowment.org/2023/02/28/russia-s-growing-footprint-in-africa-s-sahel-region-pub-89135

Görünen o ki, Batı Afrika bölgesinde batı destekli sivil iktidarlara karşı askeri yönetimler yaygınlaşacak ve birbirleriyle dayanışma içerisine girecekler. Muhtemelen, sömürgecilerin çıkarları gereği bölgeden çekilirken ayrıştırdığı ve ulus devlet statüsü verdiği ülkeler birleşme yoluna gidecek, Atlas Okyanusu-Kızıldeniz hattındaki ülkelerin Magrib ülkeleri ile geliştirecekleri iş birliği, bölge ülkelerini yeni bir siyasi, askeri ve ekonomik entegrasyona doğru yöneltebilecektir.

Batı Afrika ve Sahel’de hayata geçirilen askeri yönetimlerin aşağıya doğru etkileyerek Sahraaltı Afrika ülkelerine de model teşkil etmesi sürpriz olmayacaktır.

*Bu yazı, 16 Eylül 2023 tarihinde SDE web sitesinde yayınlanmıştır.

https://www.sde.org.tr/sinan-tavukcu/genel/ecowas-bati-afrikada-statukoyu-koruyabilir-mi-kose-yazisi-37012

Kategoriler: Yazılar