Okuma Süresi: 4 dakika

6 Şubat’ta meydana gelen depremden sonra, iktidara muhalif kesimler toplanan deprem vergilerinin amacına aykırı olarak depremin zararlarını azaltmak ya da önlemek için kullanılmadığını, hükümet tarafından çarçur edildiğini, bu sebeple son depremdeki yıkımların sorumlusunun mevcut iktidar olduğunu iddia etmektedir.

Tabii işin esasını bilmeyen, teknik boyutunu bilmesi de gerekmeyen geniş kesimler nezdinde bu propaganda maalesef alıcı bulmakta, acılı toplumu öfkeye sevk etmektedir.

Peki yaygaraya dönüşen bu iddialar doğru mu?

Okuyucuları teknik detaylara boğmadan deprem vergileri denen vergilerin ortaya çıkışından ve sonrasında yapılan düzenlemelerden kısaca bahsedeceğim.

Neden “yaygara” dediğimi anlatacağım.

Deprem Vergileri nasıl ortaya çıktı?

17 Ağustos 1999 ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde Kocaeli ve Düzce illerinde meydana gelen deprem felaketlerinden sonra, depremin yol açtığı zararların giderilmesi, ekonomik kayıpların telafisi ve hayatı normale döndürmek için halkın “deprem vergisi” adını verdiği bazı vergiler uygulamaya konuldu.

26 Kasım 1999 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 4481 sayılı Kanun’la Ek Gelir Vergisi, Ek Kurumlar Vergisi, Ek Emlak Vergisi, Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi, Özel İletişim Vergisi, Özel İşlem Vergisi ihdas edildi. Diğer vergiler bir defaya mahsus alınırken, 31.12.2000 tarihine kadar uygulanması öngörülen Özel İletişim Vergisi ve Özel İşlem Vergisinin uygulama süreleri iki defa uzatıldı ve 2003 yılı sonunda yürürlükten kalktı.

Özel işlem vergisinin uzatılmasının nedeni, 13.11.2000 tarihli Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nda (IMF’ye sunulan)”İstikrar programının başarıya ulaşabilmesi için vergi gelirlerindeki artışın sürdürülmesi gerektiği, bu nedenle ek vergilerin süresinin uzatılmasına ihtiyaç duyulduğu” gerekçesiyle açıklandı. Böylece, deprem vergilerini deprem için değil, bütçe açığının finansmanında kullanılmasının amaçlandığı ortaya çıktı.[1] Bu açıklama, deprem vergileri ve IMF ilişkisini anlatacağımız aşağıdaki kısmın anlaşılması için son derece önemlidir.

Bu vergilerden Özel İletişim Vergisi, 5035 sayılı Kanun ile 6802 sayılı Kanun’un “Özel İletişim Vergisi” başlıklı 39 uncu maddesine dahil edilerek 01.01.2004 tarihi itibari ile sürekli hale getirildi.

Özel İletişim Vergisi genel bütçeye dahildir

5108 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 13’üncü maddesinde Bütçe İlkeleri sayılmış, söz konusu maddenin (f) bendinde tüm gelir ve giderlerin gayri safi olarak bütçelerde gösterileceği, (g) bendinde belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesinin esas olduğu açıklanmıştır.[2]

Bütçenin “genellik ilkesi”ne göre belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilememesi (adem-i tahsis) esastır. Belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için ayrılmış bulunan ve gerektiği zaman kullanılmak üzere belli bir hesapta toplanan ve harcanabilen paralar “bütçe dışı fon” olarak tanımlanmaktadır.

Deprem vergisi olarak adlandırılan Özel İletişim Vergisi bu bağlamda genel bütçeye dahildir, bütçe dışı bir fon değildir. Dolayısıyla tahsil edilen verginin depremle ilgili harcamalar tahsisi yasal olarak mümkün değildir.

Muhalefetin Özel İletişim Vergisini sanki bütçe dışı fonmuş gibi sunması, münhasıran depreme harcanıp harcanmadığını sorgulaması bütçe tekniği bakımından abesle iştigaldir.

Konuyu bilmeyenler mazur görülebilir ancak kendisi eski bir hesap uzmanı olan ve bütçe ilkelerini mutlaka bilmesi gereken CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, muhalif ekonomi profesörlerinin ve uzmanlarının bu yöndeki gerçeğe aykırı “yaygara”sı asla kabul edilemez. Bile bile algı operasyonu yaptıkları ortadadır.

Gözden saklanan bir gerçek: Deprem Vergileri 1999 yılı IMF stand-by anlaşmasına kaynak olarak gösterildi

Deprem vergileri konuşulurken gözden ısrarla kaçırılan önemli bir husus, 1999 yılında ihdas edilen deprem vergilerinin IMF boyutudur.

Deprem sırasında Beşinci Ecevit Hükûmeti olarak da bilinen 57. Türkiye Hükûmeti (28 Mayıs 1999 – 18 Kasım 2002 tarihleri arasında görev yapmıştır) iş başındaydı. Hükümetinin kötü ekonomik yönetimi sebebiyle Türkiye 1999 yılında yüksek enflasyon, yüksek faiz oranları, kamu borçları gibi ekonomik sorunlarla baş edememesi sebebiyle 2000 yılında IMF ile 3 yıllık stand-by anlaşması yaptı.

Stand-by anlaşması için hükümet tarafından IMF’ye verilen 09.12.1999 tarihli niyet mektubunun 16’ıncı maddesinde, getirilen ek vergilerin (ek gelir ve kurumlar vergisi ödemeleri, ek yıllık motorlu taşıtlar ve emlak vergisi ödemeleri, cep telefonu faturaları üzerine uygulanacak bir vergi) “2000 yılı bütçe hedeflerinin tutturulabilmesini kolaylaştırmak amacıyla getirildiği” açıkça belirtildi. [3]

IMF, stand-by anlaşması imzalamak için kendisine sunulan bütçe hedeflerinin nasıl tutturulacağının gösterilmesini şart koşuyordu. Hükümette deprem vergileri diye adlandırılan vergi gelirlerini bütçeye dahil ederek, daha sonra Özel İletişim Vergisi ve Özel İşlem Vergisinin süresini uzatarak bu vergileri ekonomik istikrar programının sürdürülebilirliğinin kaynağı olarak gösterdi. Yani bu vergiler, deprem harcamalarının finansmanı için değil, ekonomik istikrar programının sürdürülebilirliğinin sağlanması için de yürürlüğe sokulmuştu.

Bu sırada CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, henüz SSK genel müdürlüğünden yeni emekli olmuştu ve Başbakan Bülent Ecevit’in “yıldızları” arasında anılıyordu. Deprem vergilerinin mahiyetini, genel bütçedeki yerini ve nasıl kullanılabileceğini, bu vergilerin IMF’ye taahhüt amaçlı getirildiğini en iyi bilenlerdendi. Yine, en fazla deprem vergisi yaygarası koparan CHP genel başkan yardımcısı Faik Öztrak da IMF tarafından görevlendirilen Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş’in Hazine Müsteşarıydı (2001-2003).

Baştan beri anlatmaya çalıştığımız üzere, “deprem vergileri” ihdas edilirken genel bütçeye dahil edilmişti ve bütçe dışı fon gibi kullanılma imkanı yani bu vergilerin sadece deprem amaçlı sarf edilmesi yasal olarak mümkün değildi.

Bütün bunlar bilinirken, toplanan deprem vergilerinin neden genel bütçeye dahil edilerek iz kaybettirildiği, neden deprem amaçlı harcanmadığı sorusunun kamuoyunu yanıltmak ve tahrik etmek maksatlı olduğu açıktır.

Deprem Vergileri ve Deprem amaçlı harcamaların mukayesesi

Yasal düzenlemeye göre bir bütçe gelirinin münhasıran bir bütçe giderine tahsis edilemezliği esas olmakla birlikte, 1999 yılından bu yana deprem sonrası oluşan zararları gidermek ya da deprem öncesi muhtemel zararları önlemek için genel bütçeden yapılan harcama tutarı toplanan Özel İletişim Vergisi’nden kat kat fazlaydı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın paylaştığı yıllık bütçe rakamlarıma göre 1999-2022 döneminde tahsil edilen Özel İletişim Vergisi 88 milyar 47 milyon 705 bin liraya ulaşmıştır. İlgili yıllardaki ortalama dolar alış kuru ile karşılığı ise 38.248.506 ABD doları olarak hesaplanmaktadır. [4]

Nitekim, İletişim Başkanlığı’nın 01 Şubat 2020 tarihinde twitter hesabından yapılan paylaşımda; 1999’da yaşanan Marmara ve Düzce depremleri, 2003’teki Bingöl depremi, 2010’daki Elazığ depremi, 2011’deki Kütahya ve Van depremleri sonrasında depremlere yönelik, eğitim, ulaştırma, sağlık, kentsel dönüşüm, turizm, güvenlik, adalet, afet ve acil yardım, spor, yurt yapımları, sosyal harcamalar, sanayi altyapısı harcamaları için 1,21 trilyon lira harcama yapıldığı, bunun toplanan vergiden 8,3 kat fazla olduğu açıklandı.[5]

Yazımızda anlatmaya çalıştığımız üzere, toplanan deprem vergileri (özel iletişim vergisi) ile ilgili yasal düzenlemeler bilinçli olarak göz ardı edilmekte, bu vergilerin sadece depremle ilgili olarak harcanması gerektiğine, bu paraların amacı dışında kullandığına dair yanlış kanaatler oluşturulmakta, konuya vakıf olmayan kesimler bilerek manipüle edilmektedir.

Toplum olarak canımızın çok yandığı şu dönemde bu algı operasyonlarını yapanları biraz insaf sahibi olmaya ve nefret körüklemeden uzak durmaya davet etmek hakkımız.

Dipnotlar
[1] Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Finansman Kanunu ile 4306 ve 4481 Sayılı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/776)
https://www5.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem21/yil01/ss539m.htm

[2] 5108 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2003/12/20031224.htm

[3] IMF-NİYET MEKTUBU-TÜRKİYE
https://ms.hmb.gov.tr/uploads/2018/11/IMF-ile-yap%C4%B1lan-Stand-By-D%C3%BCzenlemesine-%C4%B0li%C5%9Fkin-09.12.1999-Tarihli-Niyet-Mektubu.pdf

[4] Euronews
https://tr.euronews.com/2023/02/11/deprem-vergisi-22-yilda-ne-kadar-vergi-toplandi-bununla-kac-konut-yapilabilirdi

[5] 17 yılda deprem bölgelerine 1,21 trilyon lira harcandı
https://www.trthaber.com/haber/turkiye/17-yilda-deprem-bolgelerine-121-trilyon-lira-harcandi-458039.html

*Bu yazı, 21 Şubat 2023 tarihinde SDE web sitesinde yayınlanmıştır.

https://www.sde.org.tr/sinan-tavukcu/genel/deprem-vergisi-uzerine-palavralar-kose-yazisi-29641

Kategoriler: Yazılar