Okuma Süresi: 11 dakika

Türkiye Cumhuriyeti ve Somali Federal Cumhuriyeti arasında 8 Şubat’ta imzalanan “Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması”nın 22 Şubat’ta Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud tarafından imzalanarak yürürlüğe girmesiyle iki ülke arasında siyasi, ekonomik ve askeri ilişkiler yeni bir döneme girmiş oldu. Şeyh Mahmud imza sonrası yaptığı açıklamada, “Bu tarihi anlaşma, ulusumuzun güvenli ve müreffeh bir geleceğe doğru yolculuğunda yeni bir sayfaya işaret ediyor” sözleriyle yeni dönemin Somali için önemine işaret etti.

Daha önce, Türkiye ve Somali 2012 yılında “Askeri Eğitim ve İşbirliği Anlaşması” imzalamışlardı. Bu anlaşma kapsamında, Başkent Mogadişu’da bulunan TÜRKSOM askeri üssünde Türk Görev Kuvveti Komutanlığı Eylül 2017’den beri Somali silahlı kuvvetlerine, polisine destek ve eğitim vermektedir. Eğitilen Gorgor Taburları ile Somali milli ordusunun çekirdeği oluşturulmaktadır.

Somali’den gelen talep üzerine 2024 Şubat ayında imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nın ilişkileri çok daha ileri bir seviyeye taşıması hedefleniyor.

Anlaşma genel hatlarıyla; Somali’de terörizm, dış tehditler, korsancılık ve yasa dışı balıkçılıkla mücadele ile kıyıların korunması ve deniz kaynaklarının geliştirilmesi gibi konularda iş birliğini kapsamakta olup iki ülke arasında oluşturulacak ortak deniz kuvveti Somali sularını 10 yıl boyunca koruyacak.

Süreci hızlandıran Somaliland-Etiyopya anlaşması
Ocak ayı başında Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişmek üzere Somaliland ile İkili İşbirliği Protokolü imzaladığını açıklaması, Somaliland Dışişleri Bakanlığı’nın “50 yıl boyunca sürecek bir kiralama sözleşmesi karşılığında Etiyopya donanmasına 20 km deniz erişiminin sağlanacağını” duyurması, Somali’nin Türkiye ile güvenlik anlaşması imzalama sürecini hızlandırdı.

Eritre’nin 1990’ların başında ayrılıp bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Etiyopya denize doğrudan erişim imkanını yitirmişti. Somaliland ise 1991 yılında Somali’den ayrılıp tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmesine rağmen BM, Afrika Birliği ve BM üyesi devletler Somaliland’ın bağımsızlığını tanımadılar.
İçeriği açıklanmayan ikili anlaşmada, Etiyopya’nın Berbera Limanı’nı kullanma karşılığında Somaliland’ı tanıyabileceğine ilişkin bir maddenin yer aldığı iddiası, parçalanma korkusu yaşayan Somali’yi endişeye ve tedbir almaya sevk etmiş görünüyor.

Somali’nin kaosla dolu yılları
Somali Federal Cumhuriyeti’ni Türkiye ile terörizm ve dış tehditlere karşı askeri işbirliği yapmaya, korsancılık, yasa dışı balıkçılıkla mücadele ve kıyıların korunması için ortak deniz kuvveti kurmaya sevk eden şartları hatırlamak bahse konu Çerçeve Anlaşması’nın Somali için ne kadar hayati olduğunu ortaya koyacaktır.

Somali Cumhuriyeti, 1960 yılında bağımsızlığına kavuştuktan sonra, 1969 yılında bir askeri darbe ile yönetimi ele geçiren Tümgeneral Siad Barre tarafından 1991 yılına kadar diktatörlükle yönetildi.
Barre yönetimi sırasında, Etiyopya ve Somali arasında 1977-78 yılları arasında yaşanan Ogedan Savaşı, iki ülkeye de halen faturası ödenen ağır maliyetler getirdi. Savaşa sebep olan Ogedan bölgesi, Somalilerin yaşadığı eski bir Somali toprağı olmasına rağmen Etiyopya ile İngiltere arasında 1954’te imzalanan anlaşma ile Etiyopya’ya bırakılmıştı. Eski topraklarını ülkesine katmak isteyen Somali 1977’de Etiyopya’ya saldırdı. Etiyopya, Küba güçleri ve Sovyet desteği ile Somali’yi yenilgiye uğrattı. Etiyopya ve Küba güçleri on binlerce Ogedon Somalilisini katliamdan geçirdi, yaklaşık 500 bini Ogaden’den sürüldü.

Bu savaşın sebep olduğu iç huzursuzluk, açlık, kuraklık, göç gibi insani felaketler Siad Barre dikta rejimine karşı isyanları tetikledi. 1987’de Siad Barre, başkaldıran muhaliflerin isyanlarını bastırmak için Etiyopya’dan yardım istedi. Karşılığında Etiyopya ile anlaşma imzalayarak Ogedan bölgesinde Etiyopya’nın hâkimiyetini tanıdı. Ancak, bu anlaşma ile Ogedan sorunu tabii olarak çözülemedi.

1989 yılı sonlarına doğru kabile temelli muhalefet grupları Somali rejimine karşı silahlı mücadeleye başladılar. Ogedon Savaşı’nın artçı etkileri Mayıs 1990’da Etiyopya’daki rejimin devrilmesine, 1991’de Somali devletinin çökmesine yol açtı.

Yaşanan iç savaşta muhalefete yenilen Siad Barre, 1991 yılında ülkeyi terk etti. Somali Silahlı Kuvvetleri (SNA)’nin iç savaş sırasında dağılmasıyla birlikte kabileler ve diğer yapılar arasında başlayan çatışmalar kısa sürede merkezden tüm ülkeye yayıldı ve devlet otoritesini tamamen yok etti. Çeşitli kabileler ülkenin farklı bölgelerini kontrol altına aldılar. Aynı dönemde yaşanan kuraklık ülkede büyük bir açlık faciasına ve kitlesel göçlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Somali halkının hayatını sürdürmesi artık dış yardıma bağımlı bir hale gelmişti. Bu başıboşluk sırasında, Somaliland ve Puntland eyaletleri merkezi hükümetten özerkliklerini ilan ettiler.

Karasularını korumaktan aciz kalan Somali’nin sahillerini, uluslararası hukuka aykırı şekilde, Avrupa ve Asya’dan gelen büyük balıkçı gemileri işgal edip Somali’ye ait balık avlama haklarını gasp ettiler. Avrupalı şirketler, Somali açıklarına kimyasal, nükleer atıklarını boşaltarak denizlerini de kirlettiler. Bu haksız yağma, otorite boşluğu Somalili balıkçıları denizlerini korumak üzere korsanlığa itti. Uluslararası toplumda deniz korsanları büyük tehdit olarak kabul edilmekle birlikte Somali halkının büyük çoğunluğu onlara denizlerinin işgalden koruyucuları olarak sempati duymaktadır.

1992’de BM, insani yardım sağlamak amacıyla Birleşmiş Milletler Somali Operasyonu (UNOSOM I)’u kurdu. UNOSOM’un yardımları düzenli dağıtmada başarılı olamadığını gerekçe gösteren ABD, İnsani müdahale adı altında BM Birleşik Görev Gücü (UNITAF) oluşturarak Aralık 1992’de “Umut Operasyonu” adı verilen askeri operasyonla Somali’ye girdi. Asker sayısı ilk başta 10 bindi.

İşin esası, Soğuk Savaş’ın bitmesi ile tek küresel güç haline gelen ABD, Hint Okyanusu ve Kızıldeniz’i kontrol altında tutmak için stratejik önemi büyük Somali’yi hegemonyası altına almak istiyordu. Buna ilaveten, Somali karasularında zengin petrol rezervleri bulunduğu da ortaya çıkmıştı. Ne var ki, ABD ordusu ve BM Barış Gücü’ne yönelik Somalilerin saldırıları sebebiyle sayıları 35 bine çıkan ABD askerleri BM güçleri ile birlikte 3 Mart 1995’te bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.

2000 yılında Nairobi’de BM’nin çabalarıyla ve ABD desteği ile kurulan Federal Geçiş Hükümeti Somali’de merkezi bir yönetim tesis etmeyi başaramadı. Ülkede oluşan yönetim boşluğunu doldurmak amacıyla 2006 yılında kurulan İslam Mahkemeleri Birliği başkent Mogadişu dahil olmak üzere, Somaliland ve Puntland dışında Somali’de geniş bir alanda hakimiyet kurdu.

Somali’nin İslami bir yönetim altında birleşmesini ve istikrar kazanmasını kendi ulusal güvenliğine bir tehdit oluşturduğunu iddia eden Etiyopya ve ABD’nin girişimi, BMGK onayıyla “terörist” olarak yaftalanan İslam Mahkemeleri Birliği’ni ortadan kaldırmak üzere Afrika Birliği Somali Misyonu (AMISOM) adı altında bir barış gücü oluşturuldu. Etiyopya, Ağustos 2006’da Güney Somali topraklarını işgal etti. İlk başta Uganda ve Burundi askerlerinden oluşan AMİSOM askerleri de Somali’ye girdiler. İslam Mahkemeleri Birliği’ni yok etmeye yönelik bu işgal, 11 Eylül 2001 sonrasında ABD’nin İslam’ı terörle eşitlediği ve teröre karşı küresel savaş politikası (Global War on Terror) izlediği döneme denk düşüyordu.

Etiyopya ordusu ve AMİSOM güçleri ile savaşa güç yetiremeyen İslam Mahkemeleri Birliği 2007’de fiilen dağıldı: Kurulan geçici hükümetin başına, İslam Mahkemeleri Birliği’nden ayrılmaya ikna edilen Şerif Şeyh Ahmed geçirildi. İslam Mahkemeleri Birliği’nin dağılmasıyla bu birliğin çoğunluğu Hareket eş Şebab el Mucahidin, kısaca Eş Şebab ismiyle silahlı bir örgütlenmeye gitti.

Büyük tepki ve direniş ile karşılaşan işgalci Etiyopya, 2009 başında askeri birliklerini Somali’den çekmek zorunda kaldı. İşgalci güçlere karşı mücadelenin çoğunun Eş Şabab örgütü tarafından verilmesi Eş Şabab’ı Somali halkı nezdinde popüler hale getirdi. 2009 yılı içinde hükümet birlikleri ülkenin hemen hemen her yerinde etkisini kaybetmişti. Eş-Şebap, Somaliland ve Puntland eyaletleri dışında Somali’de geniş bir alanda hakimiyet kurdu ve İslam Mahkemeleri Birliği yerine kurulan Geçici Federal hükümetle hakimiyet mücadelesine girdi.

2011’de ülkede çok büyük bir kıtlık baş gösterdi. BM verilerine göre, açlıktan yaklaşık 260 bin kişi hayatını kaybederken 1 milyondan fazla insan göç etmek zorunda kaldı. Açlığın önlenmesinde Türkiye’nin yardımları ve uluslararası organizasyonları büyük önem taşıdı.

Aynı yıl dış yardımlarla ve silahlarla desteklenen Geçici Federal Hükümet, Eş Şebab’ı Mogadişu’dan çıkardı ve ülkenin güneyindeki cephelerde örgütü gerileterek alan hakimiyetini artırdı. Türkiye’nin merkezi hükümete verdiği askeri destek bu geriletmede oldukça etkili oldu. Eş-Şebab Şubat 2012’de El Kaide’ye katıldığını açıkladı.

01 Ağustos 2012 tarihinde Somali Federal Hükümeti Geçici Anayasası kabul edildi. Meclis, Eylül 2012’de Hasan Şeyh Mahmud’u ilk Cumhurbaşkanını olarak seçti. Yeni sistemde, Somali’nin siyasi yapısı ile yasama ve yürütme organlarının oluşumu 4,5 klan temsiline dayandırılmıştı. Somali’de toplumsal yapıda Hawiye, Darod, Dir ve Rahanweyn (Digil-Mirifle) en büyük dört (4) klanı, diğer klanlar ise 0,5’i teşkil etmekteydi.

Uluslararası toplum, Somali’de devletin tüm kurumlarıyla yeniden yapılanmasının desteklenmesi maksadıyla “New Deal/Yeni Düzen” adıyla 2013-2016 yıllarında çeşitli alanlarda kalkınma yardımları yaptı.

2016 yılı sonunda iki kanatlı olarak yeniden kurulan Federal Parlamento’nun alt kanadı olan 275 sandalyeli Millet Meclisi’nde Hawiye, Darod, Dir ve Rahanweyn (Digil-Mirifle) 61’er sandalyeye, 0,5’i temsil eden diğer kabileler 31 sandalyeye sahip oldu. Kabile yapısı, Somali’de sosyal ve siyasi hayata hükmeden en önemli unsurdur.

Somali Federal Hükümeti ile uluslararası toplum arasında, 2017-2020 döneminde de destek çalışmalarının sürdürülmesine yönelik olarak “Yeni Ortaklık Anlaşması” imzalandı.

ABD başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu ve Afganistan gibi ülkelerden çekilerek, ağırlığı Çin’e veren politikası çerçevesinde ABD askerleri 2021 yılı Ocak ayında Somali’den tamamen çekildi.

Türkiye-Somali ilişkileri
Türk-Somali ilişkileri 16. Yüzyılın başında başlamıştır. O dönemde Somali’yi yöneten Harar Emirliği’nin Portekiz ve Habeşistan işgaline karşı Osmanlı Devleti’nden istediği yardım verilerek emirliğe destek olunmuş, Emirliğin bölgede güç kazanması sağlanmıştır. Mısır’da Kavalalı döneminde Somali’nin sorumluluğu Mısır’a bırakılmış ancak 1880’lerden sonra Britanya, Fransa, İtalya işgalleri ile Osmanlı Devleti’nin bölgedeki fiili hakimiyeti sona ermiştir. Bununla birlikte, Batılı devletlerin sömürgeleştirme faaliyetlerine karşı direnen Somalili direnişçilere 1920 yılına kadar silah desteği verilmeye devam edilmiş, bölgenin sömürgeleştirilme süreci engellenmeye çalışılmıştır.

Cumhuriyet döneminde Türkiye, 1981’de ilk Mogadişu büyükelçisini atayarak Somali ile resmi diplomatik ilişki kurdu. Ancak, Somali’de başlayan iç savaş sebebiyle Türkiye Mogadişu Büyükelçiliğini 1993’te kapatmak mecburiyetinde kaldı ve BM Misyonu aracılığıyla ilişkilerini sürdürdü.

1992-1994 arasında UNOSOM I Misyonu çerçevesinde bir Türk taburu Mogadişu Havalimanı’nın güvenliğinden sorumlu olarak faaliyet gösterdi. Korgeneral Çevik Bir, 1993 Şubat ayında bir yıllığına Somali’deki BM Barış Gücü komutanlığına getirildi. Bu dönem Somalililerin hafızasında hiç iyi izler bırakmadı. 12 Temmuz 1993 tarihinde Hawiye, Darod, Dir ve Rahanweyn gibi önemli kabilelerinin ileri gelenleri ve din adamları General Aidid diktasından kurtulma, ülkede düzeni tesis etme ve Batı işgalinden kurtulma çözümlerini tartışmak için bir toplantı gerçekleştirdiler. Bu toplantının yapıldığı eve BM güçleri tarafından tam 16 adet TOW tanksavar füzesi ve yüzlerce makinalı top mermisi atıldı. Saldırının sonucunda halk tarafından saygı duyulan 100’e yakın insan hayatını kaybetti. Michigan Operasyonu olarak adlandırılan bu saldırı, Somalililer arasında BM ve ABD karşıtı nefret duygularını alevlendirdi. Saldırıda akil adamlarını kaybeden Somalililer bombalama emrini Barış Gücü komutanı Çevik Bir’in verdiğine inanıyorlar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olarak 2011 yılında Somali’ye yaptığı ziyaret, Türkiye ile Somali arasında günümüze kadar uzanan stratejik işbirliğinin temellerini attı. Kapatılan Mogadişu Türkiye Büyükelçiliği 01 Kasım 2011 tarihinde yeniden açıldı. Türkiye ve Somali arasında 2012 yılında imzalanan “Askeri Eğitim ve İşbirliği Anlaşması” kapsamında, başkent Mogadişu’da bulunan TÜRKSOM askeri üssünde Türk Görev Kuvveti Komutanlığı, Eylül 2017’den beri Somali silahlı kuvvetlerine, polisine destek ve eğitim veriyor.

Türkiye, Somali’de devletin yeniden yapılandırılmasına destek verirken Eş Şebab’ın saldırılarına da maruz kaldı. 27 Temmuz 2013 tarihinde, başkent Mogadişu’da bulunan Türk Büyükelçiliği’ne yönelik bombalı araçla intihar saldırısında binada görevli üç Türk polisi yaralandı ve görevli bir Türk polisi de şehit oldu.

2011’den bu yana Türkiye; Somali’de acil insani ihtiyaçların giderilmesi, Somali’nin uluslararası kamuoyunda gündem haline getirilmesi ve ülkede güvenliğin tesisi, ekonominin işler hale getirilmesi için kalkınma yardımları sağlanması, eğitim, sağlık ve altyapı hizmetlerinin yapılması, devletin kurumsallaştırılması, Somali içinde ulusal mutabakat sağlanması gibi faaliyetleri ile Somali’de devlet inşa sürecine katkıda bulundu. Türkiye’nin Somali’de yürüttüğü politikalar “Türkiye Yardım Modeli” olarak adlandırılmaya başlandı.

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetine icabetle 3-5 Temmuz 2022’de Türkiye’yi ziyareti ilişkilerin seviyesini daha da yükseltti.

Somali, Türkiye ile anlaşmaya neden ihtiyaç duydu?
Somali’nin Türkiye ile bir “Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması” imzalamasının devlet inşası, iç ve dış güvenliğin sağlanması ve ekonomik kalkınma gibi üç temel ihtiyaca dayandığı anlaşılmaktadır.

Otorite tesisi-asayişin sağlanması
Yukarıda anlatmaya çalıştığımız üzere, 1989’larda dikta rejimini devirmek için başlayan isyanlar sonucu Siad Barre yönetimi yıkılmış, gücü ele geçirmek isteyen kabile ve klanların çıkar çatışmaları orduyu yok etmiştir. 2006 yılında itibaren Etiyopya’nın Somali topraklarını işgali ve BM Barış Gücü’nün müdahalesi sebebiyle bu defa Eş Şebab örgütü orta çıkmıştır. Eş Şebab örgütü Etiyopya ve BM misyonunda görevli devletlere yönelik saldırılar düzenlerken, uluslararası toplumun desteği ile ayakta tutulan Federal Hükümeti ile de iktidar mücadelesini devam ettirmekte, hükümete bağlı güçlere kanlı saldırılar yapmaktadır.

Somali’de öncelikle işleyen bir devlet otoritesinin tesis edilmesi gerekmektedir. Bu da ancak yeterli bir ordu ve emniyet teşkilatının hükümet emrinde olmasıyla mümkündür. Somali’de 10 yıl boyunca kara, hava ve deniz unsurlarıyla varlık gösterecek olan Türkiye, Somali devletine ihtiyacı olan bu gücü sağlayacaktır.

Öte yandan, iç çatışmaların mevcut haliyle sürdürülmesi Somali’nin gücünü aşmaktadır ancak silahı bırakarak çözüm bulmak mümkündür. 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından bütün bir dünyada, “İslam”ın terörizmle özdeşleştirildiği, milyonlarca Müslümanı öldürmenin terörizmle mücadele olarak meşrulaştırıldığı 20 yıldan fazla süren bir cinnet dönemi yaşandı. Bundan Somali’de payını aldı.

Eski ABD başkanı Donald Trump’ın 11 Eylül 2001 İkiz Kule saldırılarının terörist bir saldırı olmadığı, ABD’yi savaşa çekmek için kurgulandığını ifşaa eden açıklamaları, Afganistan ve Irak işgallerinin gerçekçi bir sebebi bulunmadığının konuşulmaya başlandığı, terörizmle savaşı temellendiren Bush doktrininin ABD’de rafa kaldırılmak istendiği yeni dönemde, ciddi bir toplumsal tabana sahip bulunan Eş-Şebab probleminin artık başka bir konseptle ele alınması gerekiyor.

Parçalanma korkusu
2012’den itibaren Federal devlet yapısı ile yönetilen Somali’de Somaliland, Puntland, Galmudug, Hirşabel, Cubaland ve Güneybatı eyaleti olmak üzere 6 eyalet bulunuyor. Kızıldeniz’e komşu Somaliland ve Puntland eyaletlerinin federal yönetimden ayrılıp bağımsız devletler olma ihtimali Somali Federal hükümetinin en büyük iç parçalanma korkusunu oluşturuyor.

Türkiye, 2011 yılından bu yana bağımsız tek Somali devleti hedefi için Somali-Somaliland arasında arabuluculuk rolü üstlenmiş, tarafları bir araya getirerek aralarında diyalog ve uzlaşma mekanizmaları kurulmasına çalışmıştır. Somali-Türkiye anlaşması, eyaletler ve merkezi hükümet arasında problemlerin çözümü ve ülkenin birliğini sağlama konusunda önemli rol oynayacaktır.

Dış müdahaleler
1960 yılında Somali Cumhuriyeti kurulduğunda topraklarının bir kısmı, üzerinde yaşayan Somalili halk ile birlikte komşularına bırakıldı. Etiyopya ve Kenya bu komşulardan ikisiydi. Yukarıda bahsettiğimiz üzere Somali, Etiyopya ve Kenya arasında sınır ihtilafları ve birbirinin toprağında gözü olma endişesi hep devam etti. Mevcut sınırlar, üç ülke arasında yıpratıcı, kanlı savaşlara neden oldu.

Öte yandan, komşusu olmamakla birlikte Birleşik Arap Emirlikleri’nin Somali’deki faaliyetleri de hükümet tarafından kaygı ile karşılanıyor. BAE’nin Barbera’da askerî bir üs kurmak üzere Somali’yi by pass ederek Somaliland ile anlaşması, Somaliland ile bağımsız bir devletmiş gibi özel ilişkiler geliştirmesi, ülkenin bölüneceği endişesine yol açıyor. Diğer taraftan, BAE’nin eğittiği askerlerin bir darbe yapma ihtimali de Somali hükümetini korkutuyor.

Türkiye’nin Somali’nin yanı sıra Etiyopya, Eritre, Kenya ve Cibuti ile kurduğu ilişkiler, Afrika boynuzunda bütün ülkelerin güven duyacağı yeni bir bölgesel düzenin kurulmasına hizmet edebilir.

Korsanlıkla mücadele

Karasularını ve balık avlama sahalarını büyük şirketlerin yağmasından, batılı ülkelerin nükleer ve kimyasal atıklarından korumak isteyen Somalililerin işgal gemilerine karşı botlarla saldırısı uluslararası ticareti baltalayan “korsanlık” olarak adlandırıldı. Somalili balıkçıların karasularını korumak isteği ile yabancı gemilerle mücadele etmesi, zamanla fidye ile kazanç elde eden sektöre dönüştü. BMGK, 2008 yılında korsanlarla mücadele için yabancı ülkelerin Somali karasularına savaş gemisi göndermelerine izin verdi.

3.025 kilometrelik deniz sınırına sahip bulunan Somali’nin henüz bir deniz gücü bulunmamaktadır. En önemli gelir kaynaklarından birisi balıkçılık olan ülkenin karasularına sahip çıkması, karasularını yağmadan kurtarması, yasadışı korsanlıkla mücadele etmeyi başarması hem ekonomik hem de siyasi bağımsızlığını sağlamak bakımdan önem taşımaktadır.

Anlaşma çerçevesinde Türkiye’nin Somali için bir donanma kurması ülke için acil bir ihtiyacı karşılayacak, aynı zamanda Kızıldeniz güvenliğinin sağlanmasında Somali’nin rol üstlenmesi sonucunu doğuracaktır.

Fakirlikle mücadele ve kalkınma
IMF verilerine göre Somali’nin 2022 yılı GSYİH 10,4 milyar dolar olup kişi başına düşen GSYİH yaklaşık 700 dolardır. Yani kişi başına düşen günlük GSYİH, günlük yoksulluk sınırı olan 2 doların altındadır.
Ülke ekonomisinde sektörlerin payı; %60 Tarım, %30 Hizmet, %10 Endüstridir. Anlaşma çerçevesinde Türkiye, kalkınma yardımları ile birlikte balıkçılık ve denizcilik alanlarında ortaklaşa faaliyette bulunabilir.

Petrol ve doğalgaz denizi ortasında yer aldığı halde yoksulluk yaşayan Somali’nin en büyük zenginlik kaynağı henüz çıkarılmayan petrol ve doğalgazıdır. Spectrum Geo.’nun 122 bin kilometre karelik Somali karasularında yaptığı jeosismik araştırmalarda risk içermeyen 30 milyar varillik petrol potansiyeli bulunduğu tespit edilmiş ve Şubat 2019’da açıklanmıştır. Somali hükümeti 15 parselin uluslararası enerji şirketlerinin arama ve sondaj faaliyetlerine açılacağını duyurmuştur. Araştırma yapılan alanın Somali’nin toplam deniz alanının ancak 5’te 1’ini oluşturduğu belirtiliyor. Zengin hidrokarbon yataklarına sahip Somali denizinde petrol dışında doğalgaz varlığı da mevcut. Enerji uzmanları Somali açık deniz sahasında 110 milyar varil petrol rezervi bulunduğunu tahmin ediyorlar.

Dünyada en fazla kanıtlanmış petrol rezervine sahip ülke olan Venezuela 302 milyar varil petrole sahip. 30 milyar varille Kazakistan 12. sırada geliyor. Şu anki haliyle bile Somali Kazakistan’a denk bir petrol rezervine sahip. Sahip bulunduğu bütün petrol ve doğalgaz potansiyelinin harekete geçirilmesi Somali’yi muhtemelen ilk 5’e sokacaktır.

3-5 Temmuz 2022’de Türkiye’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud AA’ya verdiği demecinde, hidrokarbon zenginlikleri konusunda veri elde etmek için 2015’te yeniden çalışmaya başladıklarını ve sismik araştırmalar yaptıklarını dile getirerek, “Bugün, Somali’nin hidrokarbon potansiyeli hakkında çok iyi veriler var ancak bu veriler yeterli değil.” demişti. Somali’nin Afrika’nın en büyük kıyısına sahip olduğuna dikkati çeken Mahmud, tüm bölgenin henüz araştırılamadığını anlatarak “Türkiye, teknoloji, bilgi ve teknik uzmanlık açısından çok gelişmiş bir ülke. Türkiye ve Somali hükümeti arasında bu hidrokarbon meselesinde birlikte nasıl çalışabileceğimize dair belirli süreçler ve görüşmeler var. Bu, bizim için öncelikli bir alan. Türk hükümetine inanıyoruz ve güveniyoruz. Ortak olarak Türk şirketlerine güveniyoruz. Hidrokarbonda hükümetler arası ortaklık konusunu görüşmeye başladık. Başlangıç aşamasındayız, birlikte çalışıyoruz.” sözleriyle hidrokarbon kaynakları için öncelikle Türkiye ile çalışmak istediklerini vurgulamıştı.

8 Şubat’ta imzalanan ve Türkiye’ye çıkarılacak petrol ve doğalgaz gelirinden yüzde 30 pay alma hakkı tanıyan anlaşma, bu temenninin hayata geçirilmesinin başlangıcını teşkil ediyor.

Sonuç
Somali ile tarihi bağlarımız, Somali’nin Afrika’nın bir parçası olması yanı sıra Arap Ligi’nin ve İslam Konferansı Örgütü’nün üyesi olması Türkiye’nin dış dış politikası açısından Somali’nin önemini ortaya koymaktadır.

Diğer taraftan Somali, Akdeniz’i Süveyş Kanalı-Kızıldeniz-Aden Körfezi vasıtasıyla Hint Okyanusuna bağlayan stratejik geçişin batı kıyılarını kontrol etmektedir. Coğrafi olarak Avrupa, Afrika, Ortadoğu ve Asya’yı birbirine bağlayan küresel deniz ticaret yolunun önemli bir jeopolitik noktasındadır. Somali ile yapılan askeri-ekonomik anlaşma Türkiye’ye bölgede jeo-stratejik derinlik kazandıracaktır.

637.657 km² yüzölçümüne sahip, 2023 IMF tahminine göre yaklaşık 16,1 milyon nüfuslu ülke halkının %85’i Somalili, %15’i ise Arap ve Bantulardan oluşmaktadır. Konuşulan dil Somalicedir. Nüfusunun %100’ü Sünnî Müslümandır. Bu haliyle Somali, diğer Afrika ülkelerinde rastlanmayan homojenliğe sahiptir. Ciddi düzeyde etnik, din ve dil ayrılığı bulunmayan ülkede, kabileler arası çatışmalar çözüldüğünde güçlü bir devlet yapısı kurma potansiyeli bulunmaktadır. Bu sosyal avantajlarına, ekonomik kaynaklarına rağmen Somali 1990’lı yıllardan beri dünyanın en başarısız ilk üç devleti arasında sayılmaktadır.

Afrika boynuzunda yer alan ülkelerle iyi ilişkileri bulunan Türkiye’nin bu ülkeler arasındaki ihtilafları çözmede ve bölgesel bir ittifak sistemi kurulmasında önemli rol üstleneceği beklenebilir. Bölgesel huzur ve istikrar, yıllardır birbirleriyle savaşarak enerjisini tüketen bölge halklarına refah getirecektir. Gazze savaşı sürecinde ABD ve Batı’nın İsrail soykırımından yana tavır almaları, bütün Afrika devletlerinin ve halklarının emperyalizme ve beyaz üstünlükçü politikalara karşı birlikte hareket etmeleri gerektiğini göstermiştir.

Türkiye’nin bu anlaşma öncesinde Mısır’la ilişkilerini yeniden inşa etmeye başlaması, Körfez ülkeleri ile ilişkilerinin rekabetten savunma, ekonomi ve siyasi alanda işbirliğine evrilmesi, bütün Afrika ve Ortadoğu’ya yayılan yeni bir işbirliği ve istikrar döneminin işaretlerini vermektedir. Artık dünya çok kutuplu bir düzene doğru hızla giderken, içinde Afrika’yı da barındıran Batının eski sömürgeleri geleceğin dünyasında kaynaklarıyla, nüfusuyla, konumuyla daha fazla söz sahibi olacaktır.

Yararlanılan kaynaklar
SOMALİ Barış, İstikrar ve Kurumsallaşma
https://msu.edu.tr/enstituler/atasaren/SOMALI.pdf

DİB İslam Ansiklopedisi SOMALİ maddesi
https://islamansiklopedisi.org.tr/somali

Somali: Sömürgeci Güçler bir Ülkeyi Nasıl Kaosa Sürükledi?

https://www.sde.org.tr/analiz/somali-somurgeci-gucler-bir-ulkeyi-nasil-kaosa-surukledi-analizi-52531

Türkiye ve Somali arasında imzalanan güvenlik anlaşması neden tartışma yarattı?
https://www.bbc.com/turkce/articles/czk5zx9474eo

Somali’de petrol rezervi ne kadar? Erdoğan’ın ‘Teklif geldi’ açıklamasına Somali Petrol Bakanı ne diyor?
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-51210933

Türkiye Somali’deki petrol ve doğalgazın yüzde 30’unu alacak! İşte Afrika ülkesinin petrol ve doğalgaz rezervi
https://www.trhaber.com/dunya/turkiye-somalideki-petrol-ve-dogalgazin-yuzde-30unu-alacak-iste-afrika-ulkesinin-petrol-ve-dogalgaz-rezervi-h815530.html

Kategoriler: Yazılar